BAŞARI ÖYKÜSÜ
Işıkçılıktan yayıncılığa uzanan yol

Meral TAMER


Sistem Yayıncılık'ın sahibi 37 yaşındaki Erdoğan Yenice Eskişehir meslek lisesi mezunu. 20 yıl önce ışıkçı olarak adımını attığı iş hayatını bugün, yıllık cirosu 250 milyar lira olan bir yayınevinin sahibi olarak sürdürüyor.
Hayatının dönüm noktalarından ilki, kıdem tazminatı olarak kendisine verilen fotokopi makinesi. İkincisi, İnfaz Yasası nedeniyle suçlularla birlikte yapmak zorunda kaldığı askerlik görevi. Üçüncüsü ise Doğan Cüceloğlu ile tanışması.

Her gün masamın üzerinde biriken gazete, basın bülteni, broşür, kitap, araştırma ve çeşitli yayınlar arasında Sistem Yayıncılık'ınki epeyce bir süredir dikkatimi çekiyordu.
Birbirine benzer kapakları sayesinde bu kitapları, hemen ilk bakışta diğer yayınlardan ayırdedebiliyor, birbirinden ilginç başlıkları gördükçe de işlerim ne kadar yoğun olsa da sayfalarını karıştırmadan edemiyordum.
Çok ara sıra bu kitaplara köşemizde yer verdik. Ama onlar hiç bıkmadan kitaplarını göndermeye devam ettiler. Öylesine ısrarlı ve istikrarlı davrandılar ki, sonuçta merakım iyice arttı ve Sistem Yayıncılık'ın sahibiyle tanışma isteğimi sekreterime "bir müsait zamanda" diye not olarak verdim.
Bu tür notlar, bana defalarca hatırlatıldığı halde çoğu kez aylarca, hatta bazen de hiç hayata geçirilemez. Ve özlem olarak içimde kalır. Ama bu kez öyle olmadı.
Kalp kalbe karşıdır derler. Benim sekreterime not vermemden 2 hafta kadar sonra, Sistem Yayıncılık'ın sahibi Erdoğan Yenice'yi Migros'tan şikayetçi bir tüketici olarak karşımda buldum. Yenice sessiz sedasız sorununu 2 sayfalık bir mektup haline dönüştürmüş ve köşemize fakslamıştı. Ne bir telefon, ne bir hatırlatma... Yenice, mektubunu yazmış ve beklemeye başlamıştı...
İşte böylece tanıştık Erdoğan beyle. Faksını aldıktan bir süre sonra ben telefon ettim. Görüşme dileğimi belirttim. Sistem Yayıncılık'ta buluştuk. İşin başında olan eşiyle, baldızıyla ve diğer yakın çalışma arkadaşlarıyla tanıştım. Ve onun serüvenini dinleyince, 2 yıldır masamda bulduğum birbirinden ilginç kitapların hiç de raslantı olmadığını kavradım.
Yenice 37 yaşında. Eskişehir Teknik Meslek Lisesi'nin elektronik bölümüne 1978'de bitirmiş. Hemen ardından da kendi deyimiyle "siyasi nedenlerden dolayı -biraz kaçma - kovalamaca-" İstanbul'a gelmiş. Ve geliş o geliş...
Gerisini kendi ağzından aktaralım:
"Aslında ara seçimler için İstanbul'a gelmiştim. Sosyalist İşçi Partisi üyesiydim. Partinin elektrik işlerini yapıyor, mitinglerde ses düzenini kuruyordum. 3 ay için gelmiştim. O 3 ay hiç bitmedi. 12 Eylül'e kadar da partinin elektrik işleriyle görevli maaşlı bir elemanı olarak çalıştım.


Kıdem tazminatı: Fotokopi makinesi

Parti kapatılınca birahanede komilikten tutun da Arap Bacı Tevfik Gelenbe Tiyatrosu'nda ışıkçılığa kadar ne iş bulduysam yaptıktan sonra mesleğimle ilgili yeni bir iş buldum. Büro makineleri satan ve servisini de veren Transteknik firmasına girdim. Fotokopi makineleri ve elektrikli daktiloların tamirinde servis elemanı olarak çalışmaya başladım. Bu iş 1985'e kadar sürdü.
Ben bağımsızlığıma epey düşkünümdür. O dönemde de üniversitelerde tez yazma ve fotokopiyle çoğaltma modası başlamıştı. Transteknik'teki müdürüme ayrılmak ve bu tür bir iş yapmak istediğimi söyledim. Ve tazminat olarak kullanılmış bir fotokopi makinesini alarak oradan ayrılıp Beyazıt'ta üniversitenin çevresinde fotokopi çekmeye başladım. İşte Sistem Yayıncılık'ın temelleri böyle atıldı..."
1985'teki o tek fotokopi makinesi, 1990'da 10 tane olmuş. Bu arada İstanbul Teknik Üniversitesi'nin Maslak kampüsünün içinde de kendisine fotokopi çekmek üzere bir yer vermişler. Beyazıt'taki küçük büronun aksine Maslak'taki ofisin üniversitenin içinde olması, hayatının akışını değiştirmiş. İTÜ Elektrik - Elektronik Fakültesi'nin o günlerdeki dekanı Ahmet Dervişoğlu'ndan büyük destek görmüş.


Fotokopicilikten kitap yayıncılığına

İTÜ kampüsünde fotokopi çekerken, çoğu öğretim üyesinin, kendi kitaplarının baskı kalitesinden şikayetçi olduklarını gözlemiş. Bazı öğretim üyeleri ise kitaplarını bastırmak için 2 - 3 yıl beklemek zorunda kaldıklarından, Yenice'ye sürekli fotokopi işi çıkıyormuş.
Sonuçta öğretim üyeleri Yenice'yi, "yahu sen bir yayınevi kursan da, bizim kitaplarımızı bassan" diye teşvik etmişler ve böylece Sistem Yayıncılık doğmuş.
1990'da kurulan yayınevinin ilk yayınları, tahmin edebileceğiniz gibi İTÜ'lü profesörlerin elektronik ve bilgisayar konusundaki ders kitaplarıymış.
Yenice, ilk yayıncılık yıllarını şöyle anlatıyor:
"Ben, hiçbir zaman çok büyük rekabetlerin olduğu alanlara girmemişimdir. Nerede bir boşluk varsa, rekabet yoğun değilse, orasının uygun olduğunu düşünürüm. O dönemde bilgisayar kitaplarında alan çok boştu. 1993'e kadar sadece teknik yayınlar basan bir yayıneviydik ve bu konuda çok önemli mesafeler kaydettik."


Askerliği hapishane kaçkınlarıyla yapmak

Yenice'nin hayata bakışını ters yüz eden olay ise askere gidişi oluyor. 1961 doğumlu olan Erdoğan bey, epey gecikmiş olarak 31 yaşındayken askerlik görevini yerine getirmiş: "1992'de tam askere gittiğim dönemde İnfaz Yasası çıkmaz mı? Haaaydi, hapisaneler boşaldı ve çoğu da hurra askere!
Her türlü suçlu vardı aralarında. Onlarla birarada oluncaya kadar zannederdim ki ben herşeyi biliyorum. Dünyayı, insanları tanıyorum. Ama orada o kadar akıl almaz tiplerle karşılaştım ki, birden yeryüzünde çok farklı insan çeşitleri olduğunu, onları tanımaya hayatımızın yetmeyeceğini, aslında pek bir şey bilmediğimi ve öğrenecek çok şeyim olduğunu kavradım."
Sarıkamış 2. Zırhlı Alay 1. taburda askerliğini yapan Yenice, tam bu şaşkınlık içindeyken, izin için geldiği İstanbul'da yine İTÜ dekanı Ahmet Dervişoğlu vasıtasıyla Doğan Cüceloğlu ile tanışmış ve kendi deyimiyle "hayatı değişmiş."
Cüceloğlu 1993'te seminerler vermek üzere Türkiye'ye geldiğinde, "elinde süper bir kitap olduğunu" düşünüyor, ama yayınlatacak kimse bulamıyormuş. Öğrencilik yıllarından arkadaşı İTÜ dekanı Ahmet Dervişoğlu, "konularınız farklı, ama tanışmanızda yarar var" diyerek Cüceloğlu'nu genç yayıncı Yenice ile tanıştırmış. Ve bugün 22. baskısı piyasada olan "İyi Düşün, Doğru Karar Ver" için start, böylece verilmiş olmuş.


Cüceloğlu'nun kitabı hayatını değiştirdi

"Cüceloğlu'nun yerinde ben olsam, o günkü acemiliğimizde kitabımı bizim gibi birilerine güvenip de teslim eder miydim bilmiyorum?" diyor Yenice ve Cüceloğlu'nun ilk kitabını bastıkları günleri şöyle anlatıyor:
"* Kitap ilk 3 ayda 5 baskı falan yaptı. O güne kadar hiç alışık olmadığımız şekilde afalladık.
* O ana kadar hiç yaşamadığımız bir ilgiyle karşılaştık. Tabii epey de bocaladık.
* İlk korsan kitapla o zaman tanıştık. Yayınladığımız kitabın korsanını piyasada görünce, o güne kadar tanımadığımız bir çaresizliği yaşadık ve çok üzüldük.
* İlk en çok satan bir kitabımız oldu."
"İyi Düşün, Doğru Karar Ver", Sistem Yayıncılık'ın 15 numaralı kitabıymış. Bu demek oluyor ki, yayınevinin kuruluşundan sonraki ilk 3 yılda, İTÜ öğretim üyelerinin 14 kitabını basmışlar. Cüceloğlu ile başlayan işbirliğinin ardından geçen 5 yılda, yani bugün 151 numaralı kitapları piyasada satılıyor.


Cirosu 250 milyar lira

Cüceloğlu'nun kitabıyla başlayan serinin adını Geliştiren Kitaplar dizisi koymuşlar. "Bireyin bilinçlenmesine yönelik, algılama ve yorumlama sürecine katkıda bulunacak kitaplara meğer çok ihtiyaç varmış. İnsanların özlem duyduğu, ama o ana kadar farketmedikleri bir ihtiyacı açığa çıkarttık. Talebin olduğu bir alanda üretim yokmuş demek ki! Dolayısıyla biz pazarda bir niş yakalamış olduk.
Geliştiren Kitaplar Dizisi'ni, İnsan ve Evren Dizisi, Araştırma İnceleme Dizisi, Şirket Kültürü Dizisi gibi yeni alanlar izlemiş. Ancak bu arada ilk göz ağrıları olan elektronik ve bilgisayar alanındaki yayınlar da, Bilgisayar Kitapları başlığı altında sürüyor.
İnsanı ve çevresini anlamaya yönelik yayınlara ağırlık verdiklerini, çocukların cinsel eğitime yönelik yayınlara başladıklarını dile getiren Yenice, "Sistem Yayıncılık, kendini geliştirmek isteyen belli bir okuyucu kitlesi için artık bir marka oldu. Her girdiğimiz alan iyi satıyor. Çünkü ne yayınlarsak yayınlayalım, yakından izleyip hemen satın alan 20 bin kişilik bir okur kitlemiz var," diyor.
Bu hesabı yaparken de "bizim her baskımız 5 bin adettir. 4 - 5 baskıdan aşağı yapan kitabımız pek yok," diyor. Bu arada yanlış tercih olduğu için baskıdan kaldırdıkları az sayıda kitap olduğunu da ekliyor. Sistem Yayıncılık'ın her yayınına değil de, zaman zaman kitaplarına ilgi gösteren okur grubunu ise "100 bin kişilik bir okur tabanımız var" diye tahmin ediyor.
Sistem Yayıncılık'ın 1997 cirosu 250 milyar lira. Her ay 6 - 7 yeni kitap çıkartıyorlarmış. Ayrıca her ay 10 - 15 kitabın da yeni baskıları yapılıyormuş.
Son olarak 2 yıl boyunca masamda zaman zaman masamda bulduğum ve ilgimi çeken kitap başlıklarından da birkaç örnek vermek istiyorum:
Doğan Cüceloğlu'ndan İyi Düşün Doğru Karar Ver, Yetişkin Çocuklar ve İçimizdeki BİZ. Ayrıca değişik yazarlardan Başarı İçin Stratejiler, Kişiliğinizi Tanıyın, Uyanın ve Hayal Kurun, Bizi Biz Yapan Seçimlerimiz, Girişimcilik Tutkusu, Bir Kapı Kapanır Bir Kapı Açılır, Olumlu Düşünmenin Gücü, Hayalleri Olanlar Asla Uyumazlar, Her Konuyu Müzakere Edebilirsiniz!

Yazara Email M.Tamer@milliyet.com.tr